rehberlik
Anadolu Liseleri Öğretmen Seçme sınavı 2000 yılı soruları ve çözümleri
İstanbul’un Fethini ordaymış gibi yaşamak
Matematiğin kullanım alanları o kadar çok farklı yerde karşıma çıkıyor ki artık öğrencilerimden gelecek bu ne işimize yarar gibi sorulara bir çok örnek bulabiliyorum. Bunlardan biriside Panorama 1453 müzesi yurdışında bir çok örneği bulunan panoramik müzelerin bir örneğinin ülkemizde de yer alması beni çok mutlu etti .Panoramik görüntüyü kısaca insanın sanki o mekandaymış gibi etrafını kuşatan görüntü olarak adlandırabiliriz. Panorama 1453 müzesinde 38 metre çapında bir kürenin merkezine bir platform yerleştirilip kürenin iç yüzeyi fetih den sahnelerle derinlik hissi verecek şekilde resimlendirilip ses efektleri verilerek fetih anını yaşamamız sağlanmış.Aşağıdaki hazırlık maketlerine bakarak anlatmak istediğimi çok daha rahat bir şekilde anlayabilirsiniz.

Bu tip müzelerin artması ve özellikle öğrencilerin ezberci tarih dersleri vermek yerine bu tip mekanlara getirilerek çok daha etkili bir şekilde eğitilmesinin çok güzel olacağını düşünüyorum.
Müzede bir çok detay var bunları müzenin sitesinde de bulabilirsiniz ama öyle bir detay varki bunu müzeye gidenlerin çoğu farketmeden gidiyor.Geometri dersinin bir çok faydasından biriside algıda seçiciliği arttırmasıdır.Geometrisi iyi olmayan bir öğrenci şekile baktığında bir şey göremezken iyi olan öğrenci için o şekilde bir çok detay ve gizlidir.Aşağıdaki fotoğrafta buna güzel bir örnek bakalım bulutların arasına gizlenmiş kişiyi görebilecekmisiniz.
Pazartesi Sendromu matematikçilerce çürütüldü.
ABD’de Vermont Üniversitesi’nde görevli Peter Dodds ve Christopher Danforth, dört yıl boyunca sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinde bırakılan sayısız mesaj ve 2.4 milyon blog (internet günlüğü) üzerinde incelemeler yaptı. Aşk, cennet, gurur, travma, cenaze gibi çeşitli kelimelere çeşitli puanlar vererek bir skala hazırlayan ve “bugün…hissediyorum” kalıbında yaklaşık 10 milyon cümleyi analiz eden matematikçiler, insanların en mutlu oldukları günün pazar, ikinci gününse pazartesi olduğunu belirledi.
En negatif etkili gün çarşamba çıktı
Uzmanlara göre insan, pazartesi günleri hâlâ hafta sonunun etkisinde oluyor. Negatif etkinin en hâkim olduğu gün ise çarşamba. Araştırmaya dair bir ilginç anekdot ise, insanların genel olarak en üzgün ve en mutlu olduğu güne dair… Buna göre, Barack Obama’nın ABD Başkanı seçildiği gün, son dört yılın en mutlu günü. Michael Jackson’ın öldüğü gün ise, insanların en mutsuz olduğu günlerden biri.
YÖK KATSAYI UYGULAMASINI KALDIRDI
Yeni üniversiteye giriş sisteminde, farklı katsayı uygulaması kaldırıldı. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı 0,15 katsayısı ile çarpılacak.
Adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları 0,6 ek katsayı ile çarpılarak, ek puan olarak eklenecek.
YÖK Genel Kurulu, 2010 yılında uygulamaya konacak yeni üniversiteye giriş sistemi ile ilgili detayları belirledi. Genel Kurul sonrası yapılan yazılı açıklamada; Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı’ndaki (LYS) ağırlıklı puanların her birinin, kendi içinde en büyüğü 500, en küçüğü 100 olan puanlara dönüştürüleceği belirtildi.
Açıklamaya göre; Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP), en büyüğü 500, en küçüğü 100 olacak şekilde hesaplanacak. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları, 0,15 katsayısı ile çarpılacak. Adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının 0,06 ek katsayı ile çarpımı sonucunda bulunan değer, ek puan olarak eklenecek.
Meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için, bir LYS puan türünün yanı sıra bir de YGS puan türü belirlenecek. Meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın adayların bu programlara yerleştirilmesinde bu iki türden puanlarının büyük olanı esas alınacak.
SORU SAYILARI
YGS’de adaylara; Türkçe’den 40, Temel Matematik’ten (Geometri dahil) 40, Sosyal Bilimler’den 40, Fen Bilimleri’nden 40 olmak üzere toplam 160 soru yöneltilecek. YGS toplam 160 dakika sürecek.
LYS1′de; Matematik’ten 50, Geometri’den 22 ve Analitik Geometri’den 8 olmak üzere toplam 80 soru; LYS2′de Fizik’ten 30, Kimya’dan 30 ve Biyoloji’den 30 olmak üzere toplam 90 soru ; LYS3′te Türk Dili ve Edebiyatı’ndan 56, Coğrafya-1′den 24 olmak üzere 80 soru; LYS4′te Tarih’ten 44, Coğrafya – 2′den 16 ve Felsefe Grubu’ndan 30 olmak üzere toplam 90 soru yöneltilecek.
LYS-1 ve LYS-3′ün sınav süresi 120 dakika; LYS – 2 ile LYS -4′ün sınav süresi 135 dakika olacak. Yabancı dil sorularının yer alacağı LYS-5′in soru sayısı ise 80, süresi 120 dakika olarak gerçekleşecek.
(CİHAN)
Matematik soru sayıları ve süre ile ilgili bir yorum yapacak olursam 80 soru ve 120 dk verilmesi soruların artık test yönteminden çok klasik ağırlıklı geleceği izlenimini veriyor. Tabi ilk sınav olmadan yapılan tüm yorumlar tahmin.İlk defa yeni sistemle tanışacak öğrencilerimizin işi zor.Önceki senelerden eksiği olmayan öğrenciler bu sistemde başarılı olacaktır.Daha önemli kısım ise istediği bölüme göre çalışmak,dersanelerin herkese standart olarak verdiği ders saati artık yetersiz kalacak öğrenciye özel program yapmak gerekecek.
Öss 2009 da 251 bin öğrenci sıfır çekti
ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, 2009 ÖSS’de yaklaşık 30 bin kişinin puanının hesaplanamadığını belirtti.
YDS’ye toplam 26 bin 928 adayın girdiğini kaydeden Yarımağan, “Sınavı geçerli adaylardan 2 bin 208′inin hesaplanabilir düzeyde başarısı olmadığı için puanı hesaplanamadı.” dedi.
ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, 2009 ÖSS ve YDS sonuçlarını düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. ÖSS’ye başvuran aday sayısının 1 milyon 451 bin olduğunu kaydeden Yarımağan, “Bu adaylardan 101 bini sadece sınavsız geçişe başvurma isteğinde bulundu. 1 milyon 350 bin aday, ÖSS’ye girmek istedi. Bu adaylardan yaklaşık 26 bini sınava girmedi. Sınava giren 1 milyon 324 bin adaydan 196’sının sınavı değişik nedenlerle geçersiz sayıldı. Kopya, kılık kıyafet, yerine başkasını sokma, kimlik belgesinin olmaması gibi sebeplerle bu kişilerin sınavları geçersiz sayıldı.” diye konuştu.
Yarımağan, sınavı geçerli sayılan aday sayısının 1 milyon 324 bin olarak gerçekleştiğini kaydetti. Bu adaylardan 29 bin 927’sinin, hesaplanabilir düzeyde başarılı olmadıkları için puanlarının hesaplanmadığını aktaran Yarımağan, “Dolayısı ile puanı hesaplanan aday sayısı 1 milyon 294 bin, bu adaylar arasında da bilgisayar ile tespit ettiğimiz 253 tane kopya olayı var.” ifadesini kullandı.
YDS’ye başvuran aday sayısının ise 32 bin 347 olduğunu kaydeden Yarımağan, bu adaylardan 5 bin 419′unun sınava girmediğini aktardı. Sınava giren 26 bin 928 adaydan 26 bin 927’sinin sınavının geçerli sayıldığını açıklayan Yarımağan, “Yabancı dil sınavında bir kişinin sınavı geçersiz sayıldı. Sınavı geçerli adaylardan 2 bin 208′inin hesaplanabilir düzeyde başarısı olmadığı için puanı hesaplanamadı.” şeklinde konuştu.
Yarımağan, YDS’de ise bilgisayar ile tespit edilen iki kopya bulunduğunu söyledi.
TÜRKÇE TESTİNİN BAŞARISI 4 PUAN DÜŞTÜ
Geçen yılın rakamlarına göre, Türkçe testinin başarısının 4 puan düştüğüne dikkat çeken Yarımağan, şunları söyledi: “Bu sene Türkçe testimiz geçen yıllara göre biraz zor olmuş. Diğer testlerimizde önemli bir zorluk yok. Fakat, sosyal bilimler 2, matematik 2, fen bilimleri 2, edebiyat sosyal bilimler testlerine cevap veren aday sayısı azalmış. Ortalamalar düşmemiş, fakat bu testlere cevap veren aday sayılarında geçen yıla göre ciddi bir azalma olduğu dikkat çekiyor.”
Yarımağan, Türkçe’de tüm sorulara doğru yanıt veren aday sayısının bin 281, sosyal bilimlerde 133, matematikte 8 bin 655, fen bilimlerinde ise 140 olduğunu aktardı. Yarımağan, “Matematik testini biraz kolaylaştırmışız, öğrencilere en zor gelen testimiz sosyal bilimler testi olmuş.” ifadesini kullandı.
0.5 ham puanın bir seviye olarak kabul edildiğini belirten Yarımağan, şöyle devam etti: “Ölçülebilir bir bilgisi olduğunun göstergesi olarak 0,5′i kabul ediyoruz. 0.5 ham puana bile ulaşamayan aday sayısı fen bilimleri testinde 704 bin. Yani adayların neredeyse yüzde 60′ı fen bilimleri testine cevap vermiyorlar veya veremiyorlar. Bu oran matematik testinde 251 bin. Bu da büyük bir sayı. Sosyal bilimlerde 76 bin, Türkçe testinde de 20 bin. İkinci testlerde tüm sorulara doğru cevap veren sayısı daha az. Özellikle sosyal bilimler 2 testinde, tüm soruları doğru cevaplayan adayın olmadığını görüyoruz. En iyi başarı, bu testte 29 doğru 1 yanlış olarak gerçekleşmiş. Yabancı dil testinde, İngilizce’de 11, Almanca’da 98 aday 100 sorunun 100′üne de doğru yanıt vermiş. Fransızca testinde tüm sorulara doğru yanıt veren aday yok.”
(CİHAN)
Yeni sınav sisteminde katsayı uygulaması nasıl olacak.
ÖSS’nin 2010 yılından itibaren değişeceğini hatırlatan Yarımağan, katsayı uygulamasında ise üç seçeneğin bulunduğunu belirtti. Yarımağan, “Olduğu gibi kalabilir, eşitlenebilir ya da birbirine yaklaştırılabilir.” diye konuştu. Lise son sınıflarda başvuruda önemli bir düşüş görüldüğünü belirten Yarımağan, bunun nedenini Milli Eğitim Bakanlığı’na soracaklarını söyledi.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda eğitimcilere yeni sınav sistemi hakkında bilgi aktardı. 2010 yılından itibaren ÖSS isminin kalkacağını ifade eden Yarımağan, “Bu isimden artık bıktık. Olumlu olumsuz çok şey söylendi. Artık iki aşamalı bir sınav yapılacak. İlk aşaması Yüksek Öğretime Giriş (YGS) olacak. İkinci aşama ise Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) adını alacak.” dedi.
Yeni aşamalar hakkında bilgi veren Yarımağan, ilk aşamaya tüm adayların gireceğini söyledi. Bu aşama sonrasında başarılı olamayanlarla meslek yüksek okullarına ve açıköğretim fakültelerine ve belirli lisans programlarına yerleşenlerin ikinci aşamaya giremeyeceğini belirten Yarımağan, “İkinci aşama yabancı dil sınavıyla birlikte beş sınavdan oluşacak. LYS 1: Matematik Sınavı (Matematik, Geometri), LYS 2: Fen Bilimleri Sınavı (Fizik, Kimya, Biyoloji), LYS 3: Edebiyat-Coğrafya Sınavı (Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1), LYS 4: Sosyal Bilimler Sınavı (Tarih, Coğrafya 2, Psikoloji, Sosyoloji, Matematik) ve LYS 5: Yabancı Dil Sınavı (Almanca, Fransızca, İngilizce). Adaylara hangi sınava girmek istedikleri sorulacak.” şeklinde konuştu.
Sınavların Nisan ve Haziran aylarında yapılması planlandığını anlatan Yarımağan, “YGS, Nisan ayının ilk yarısında, LYS ise Haziran ayının ikinci yarısında iki hafta sonunda gerçekleştirilmesi planlanıyor.” dedi. Yeni sistemde puan türlerinin de artırılacağını ifade eden Yarımağan, “Şu an üç puan türü var. 10-15 kaç olacağı belli değil. TM puan türü TM1, TM2 gibi bu şekilde diğer puan türleri de artırılacak. Şu an sayı net değil.” diye konuştu.
Yarımağan yeni sistemin amaçlarını şöyle sıraladı: “Ders düzeyinde başarıyı ölçmek, bir sınavda adaya 10-15 ders yerine bir kaç dersten soru sormak, puan türlerini artırmak, her adaya sadece cevaplayacağı testleri vermek, her dersin başarısını eşit sürede ölçmek.” Açık uçlu soruların da sorulmasını amaçladıklarını belirten Yarımağan, açık uçlu soruların 2010 yılında sorulmayacağını ifade etti.
Katsayılar hakkında üç seçeneğin masada olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yarımağan, “İlk seçenek olduğu gibi kalabilir. İkinci seçenek eşitlenebilir, üçüncü seçenek de birbirine yaklaştırılabilir. Hangisi olur bilemiyorum ama aynı kalma seçeneğini çok zayıf görüyorum. Benim kişisel görüşüm ise birbirine yaklaştırılması. 0,8 ile alan dışından 0,3 katsayısı uygulanıyor. Bunun yerine 0,60 veya 0,65 olmalı diye düşünüyorum. Buna YÖK karar veriyor. Ben bu konuda böyle olması için fikirlerimi ifade edeceğim. Ayrıca orta öğretim başarı puanının eklenip eklenmeyeceği de masada. Ben eklenmesinden yanayım. Ama bir çok üniversiteden görüş istenmiş, çoğu eklenmemesi yönünde görüş bildirmiş.” dedi.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009 ÖSS sınavına girecek aday sayısını da açıkladı. Yarımağan, 1 milyon 451 bin 6 adayın başvuruda bulunduğunu kaydetti. 101 bin adayın sınavsız geçiş için başvurduğunu anlatan Yarımağan 1 milyon 349 bin adayın ise ÖSS için başvurduğunu söyledi. Lise son sınıf öğrencilerinde önemli bir düşüş gözlendiğini anlatan Yarımağan, “567 bin 903 lise son sınıf katılıyor. 2007 yılına göre 164 bin daha az bir sayı. Buna anlam veremiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na soracağız. Okullarda sayı mı az, yoksa başvuru mu az diye. Bununla birlikte 553 bin 511 eski mezun, 215 bin 383 de üniversiteye kayıtlı aday başvurdu.” diye konuştu.
(CİHAN)
ÖSS’ye başvuruda büyük düşüş var
ÖSYM Başkanı ÖSS’ye bu yıl başvuran lise son sınıf düzeyindeki aday sayısını açıkladı ve ciddi bir azalma olduğunu belirterek, nedeninin araştırılması gerektiğini söyledi
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ÖSS’ye bu yıl başvuran lise son sınıf düzeyindeki aday sayısının, 2007 yılına göre 164 bin 896 azaldığını, bunun ciddi bir azalma olduğunu belirterek, nedeninin araştırılması gerektiğini bildirdi.
Yarımağan, kızının mezun olduğu Gazi Anadolu Lisesinde, öğrencilere 2010 yılında uygulamaya girecek yeni üniversiteye giriş sistemini anlattı. Yarımağan, yıllarca veli olarak geldiği okulda bu kez konferans vermek üzere bulunduğunu söyledi.
Üniversiteye giriş sınavlarının 1950′li yılların sonunda başladığını, ilk dönemlerde üniversitelerin ayrı ayrı sınavlarla öğrenci aldıklarını ancak 1974′den itibaren ÖSYM’nin düzenlediği kaydeden Yarımağan, üniversiteye giriş sisteminde yapılan değişikliklere değindi.
Bugünkü sistemin, 2006 yılından bu yana uygulandığını, 2010 yılından itibaren de iki aşamalı yeni bir sisteme geçileceğini anımsatan Yarımağan, halen uygulanmakta olan sistemin hem avantajları, hem dezavantajları bulunduğunu kaydetti. Yarımağan, gelecek yıldan itibaren iki aşamalı olarak düzenlenecek sınav sisteminin adayların düzeylerini ölçme ve üniversiteye yerleştirme açısından, bu yıldan farklılıkları olacağını ifade etti.
-”ÖSS’DEN BIKTIK”-
Yeni sistemde ilk aşamanın adına Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ismini verdiklerini söyleyen Yarımağan, espriyle karışık ”Yıllarca hep ÖSS dendi. ÖSS’den bıktık. ÖSS ile ilgili biliyorsunuz video klipler de var. Ben bunları tebessümle karşıladım ama bize söyledikleri yenilir yutulur değildi” diye konuştu.
Sınavın ilk aşamasının nisan ayının ilk haftasında, ikinci aşamasının da haziran ayının ikinci yarısında gerçekleştirileceğini kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada isteyen tüm adayların istedikleri oturuma katılabileceğini anlattı.
Sınavda alanlara göre belirlenecek ders gruplarından belirli sayılarda ve belli bir süre verilerek sorular yöneltileceğini, derslere göre soru sayılarının, bu yıla göre daha fazla olacağını ifade eden Yarımağan, alanlara göre alt puan türleri oluşturulacağını, bunun için üniversitelerden görüş aldıklarını belirtti.
Birkaç yıl sonra sınavda ”açık uçlu” sorular da yöneltilmesinin planlandığını dile getiren Yarımağan, birçok ülkenin test usulü sınavlardan kaçtığını vurguladı.
Küçük yaşlardan itibaren test usulü sorularla karşılaşan öğrencilerin bazı yeteneklerinin gelişemediğine dikkati çeken Yarımağan, ”Türkiye giderek daha çok test sınavları yapıyor. Biz kendi üzerimize düşeni yapıp test sorularının yanında açık uçlu soruların da sorulacağı bir ortama geçmek istiyoruz” dedi.
Açıköğretim ve bazı lisans programlarına sınavsız girilebilmesi gerektiğini ifade eden Yarımağan, Türkiye’de şu anda sadece meslek yüksekokullarına sınavsız girilebildiğine işaret etti.
Bu okullara meslek lisesi mezunlarının kendi alanlarında geçebildiklerini kaydeden Yarımağan, ”Fakat sınavsız geçişin eğitim üzerinde çok olumsuz etkilerinin olduğu görüldü. Yani bir nevi çok eleştirilen sınav, eğitimde başarıyı zorluyor. Öğrencileri çalışmaya, öğrenmeye zorlayan bir mekanizma olarak görev yapıyor. O yüzden ben bir taraftan bazı lisans programlarına sınavsız girilsin derken, zaten sınavsız girilsin denilen bazı programlar sınavlı hale getirilmeye çalışılıyor” diye konuştu.
-ÖSS BAŞVURULARI-
Yarımağan, konuşmasında ÖSS’ye başvuran aday sayısına ilişkin de değerlendirmede bulundu. 2009-ÖSS’ye, 101 bin 224′ü sınavsız geçiş, 1 milyon 349 bin 782’si ÖSS olmak üzere toplam 1 milyon 451 bin 6 adayın başvurduğunu bildiren Yarımağan, ÖSS’ye başvuranlardan 567 bin 903′ün son sınıf düzeyinde olduğunu kaydetti.
ÖSS’ye bu yıl başvuran adaylarda 2007 yılına göre 325 bin, geçen yıla göre de 195 bin azalma yaşandığını ifade eden Yarımağan, son sınıf düzeyinde de başvuran aday sayısının 2007′de 732 bin 799 olduğunu belirtti. Yarımağan, geçen yıl bazıları dışında liselerden mezun verilmediğini anımsatarak, 2007 yılına göre bu yıl lise son sınıflardan başvuran aday sayısında 164 bin 896 azalma olduğuna işaret etti. Yarımağan, ”Bu azalmanın nedenini bilmiyorum. Elimde Milli Eğitim Bakanlığının istatistikleri yok. Son sınıf öğrencileri mi azaldı, yoksa son sınıf öğrencilerinden sınava başvuran mı azaldı, onu araştırmak gerekiyor. Çünkü ciddi bir azalma var. Ben lise son sınıf öğrencilerinin 750-800 bin dolayında olduğunu biliyordum” dedi.
ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, 2009-YDS’ye da 32 bin 45 adayın başvurduğunu bildirdi.
-”KÖKLÜ DEĞİŞİKLİK YOK”-
Yarımağan’ın konuşmasının ardından öğrenciler, sistemde sürekli değişiklik yapılmasından yakınarak, sistemin neden aşamalı olarak sonraki yıllarda uygulamaya konulmadığına ilişkin sorular yöneltti.
Bunun üzerine Yarımağan, sınav sistemindeki yeni düzenlemelerin, ”öğrencilerin ne çalışmalarında ne hazırlıklarında bir değişiklik yapmalarını gerektiren değişiklikler olmadığını” vurguladı. Yarımağan, ”2009 yılında sınava girenlere hangi derslerden ne tür sorular soruyorsak, 2010 yılında sınava girenlere de aynı derslerden aynı tür sorular soracağız. Değişen bir şey yok. Sadece soruların sayısı fazla. Analitik Geometri’den 3 yerine 10 soru soracağız diye adaylar on kat fazla mı çalışacaklar? Bence hayır” dedi.
Sistemdeki değişikliklerin ”köklü değişiklikler olmadığını” yineleyen Yarımağan, ”Bu sadece sistemin ölçme, değerlendirme ve yerleştirme açısından daha sağlıklı olmasını sağlayan aşama. Yine aynı derslerden soru soracağız” diye konuştu.
-”SBS’DE STRES DAHA FAZLA”-
Milli Eğitim Bakanlığınca gerçekleştirilen Seviye Belirleme Sınavları’na (SBS) işaret eden Yarımağan, şunları kaydetti:
”SBS’de dört sene sınav yapıyor. Aday dört sene hazırlanacak. Biz sınavların hepsini, 12. sınıfın sonunda sınav yapıyoruz. Bir tanesinin 10. sınıfta, bir tanesinin 11. sınıfta yapılmasını savunanlar var. Ben buna karşıyım. 4 sene sınav yaparsanız bu, adayların bir yıl yaşadığı stresi 4 yıla yaymak olur. SBS için de aynı şeyi söyledim. Diyorlar ki ‘dört sınav yaparsak bir sınavda başarılı olmayan öbüründe olur, telafi eder’. Hayır, telafi edemez. Bugün Gazi Anadolu Lisesine girebilmek için adayın SBS’de dört sınavın dördünde de başarılı olması lazım. Üçünde başarılı olup birinde başarısız olsun, buraya kesinlikle giremez. Dört sınavın dördü de aynı önemde. Biri diğerini telafi etmiyor. Bunun stresi dörde katlanıyor, dershaneye gidiyorsa dershaneye gittiği süre dörde katlanıyor. Her şey dörde katlanıyor.
SBS’yi yapıp, sonuçları öğrencinin eline verip, ona bir geri bildirim sağlasalar, o zaman dört değil sekiz kere yapsınlar. Ama dördünün sonucu toplanıp puan çıkıyor, onunla liseye giriyor. Biz sınavı bir yılın sonunda ve oturumları peş peşe yapıyoruz.”
Yarımağan, ikinci aşama sınavlarının soru sayılarının ve sürelerinin henüz kesinleşmediğini belirtti.
-MEB’İN İSTATİSTİKLERİ-
Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığının istatistiklerine göre, Açıköğretim Lisesi dahil lise son sınıflarda 580 bin 432 erkek, 517 bin 530 kadın olmak üzere toplam 1 milyon 97 bin 962 öğrenci bulunuyor. İstatistiklerde, Açıköğretim Lisesi öğrencileri çıkarıldığında, diğer liselerin son sınıflarında toplam 589 bin 920 öğrenci olduğu görünüyor.
(aa)
Öğretmenlik sabır mesleği !
Öğretmenlik gerçekten sabır mesleği .Öğretmen olmak isteyenler gelecekte nelerle karşılacaklar ne şartlarda çalışacaklar aşağıdaki videoyu seyrederek küçük bir fikir edinebilirler.Bu şartlara hazır olmayanların şimdiden başka mesleklere yönelmesini tavsiye ediyorum..
ÖSYM’nin 2010 sonrası sınav sistemi
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010′dan itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu bildirdi.
Üniversiteye giriş sınavının geçmişi hakkında bilgi veren Yarımağan, 1974′ten beri yapılan üniversiteye giriş sınavının 1981′den itibaren iki aşamalı olarak gerçekleştirildiğini, bu sistemin 18 yıl kullanıldıktan sonra 1999′da değiştirildiğini anlattı.
Sistemin tekrar tek aşamalı sınava dönüştürülme nedeninin, iki sınavla elde edilen sonucun tek sınavla da elde edilebileceği düşüncesi olduğunu dile getiren Yarımağan, 1999′dan itibaren uygulanan yeni sınav sisteminin çok olumsuz bir yönüyle karşılaşıldığını, öğrencilerin bu sınav sistemi nedeniyle 9′uncu sınıftan sonra derslere ilgi göstermemeye başladığını ve bunun sonucu üniversiteye yetersiz bilgiyle geldiklerini aktardı.
Yarımağan, 2006′da uygulanmaya başlanan sınav sisteminin de bazı puan türlerinin 120, bazılarının ise 180 soruyu cevaplamayı gerektirmesi nedeniyle olumsuzluk yarattığını ve öğrencilerin bu sistemde bir sınavda 15′e yakın dersle ilgili sorulara cevap vermek zorunda kaldıklarını belirtti.
2010 yılından itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu vurgulayan Yarımağan, ”Bu sistemde öğrenci pek çok soru türünü çözmek zorunda olduğu için süre ayarlama problemi oluyordu. Yeni sınav sisteminde öğrenciye testi verip süreyi kısıtlayacağız. Tek oturumda 10-15 ders yerine sınırlı sayıda dersle ilgili bilgisini ölçmeyi hedefliyoruz. Ayrıca açık uçlu soruların da sorulabileceği bir sistem oluşturmak istiyoruz” diye konuştu.
Yeni sistemin, 2006′dan itibaren uygulanmaya başlanan sınav sisteminin iki aşamalı hali olacağını anlatan Yarımağan, ”2010′dan itibaren iki aşamalı bir sınav sistemi uygulayacağız. Birinci aşama, ‘Yüksek Öğretim Giriş Sınavı (YDS)’ adını alacak ve ÖSS’nin benzeri olacak. İkinci aşamaya ise ‘Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)’ adını vereceğiz” dedi.
Yarımağan, yeni sistemin ikinci sınavında sözel, sayısal ve eşit ağırlık puanlarının öğrencilerin tercihli olarak cevaplayacağı 5 adet test sonucu hesaplanacağını, LYS-1 sınavında matematik ve geometri, LYS-2 sınavında fizik, kimya, biyoloji, LYS-3 sınavında Türk dili, edebiyat, coğrafya, LYS-4 sınavında sosyal bilimler ve LYS-5 sınavında yabancı dil sorularının yer alacağını anlattı.
YDS sınavında başarılı olan öğrencilere LYS’de hangi sınavlara girmek istediklerinin sorulacağını belirten Yarımağan, ”Adayların büyük çoğunluğu bu sınavlardan 2’sine girmekle yetinecek. Ama isteyen öğrenciler 5 sınava da girebilecek” dedi.
AA
2010 Öss de matematik ve geometri puanı ayrı hesaplanacak
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010′da geçilecek yeni üniversiteye giriş sistemi ile ilgili, “Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Soru sayısı biraz fazla olacak. Yeni sistem öğrencinin lehine.” dedi.
‘Sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere girecekler.’ şeklindeki değerlendirmenin ise doğru olmadığını söyleyen Yarımağan, “Meslek liseliler için beklentiler çok ileri gitmemeli.” diye konuştu. Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının da oluşturulduğunu aktardı.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, CİHAN’a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yarımağan, “Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor, ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil.” dedi.
Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, “Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak.” diye konuştu.
SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK
Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, “Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı.” ifadesini kullandı.
Yarımağan şunları dile getirdi: “Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matematik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız. Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yükseköğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız.”
“AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK”
Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, “Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek.” şeklinde konuştu.
Yarımağan, şunları dile getirdi: “Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran’da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetik bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla.”
“VELİLERDEN ŞİKAYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR”
Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, ‘Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu.’ şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, “Hiçbir şey alt – üst olmuyor.” dedi.
Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, “Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
“MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM”
“Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım.” diyen Yarımağan, ’sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki’ bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.
Yarımağan, “Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen… Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar. Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabii ki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise… Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.
En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.
Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum.”
ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NE TÜRLÜ KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.
Yarımağan, “Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir… Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli. Ama nasıl katılacağı YÖK’ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı.” dedi.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99′U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK
Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, şunları söyledi: “Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum.”
BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ
Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, “Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok. Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran’ın 20’sinde ve 25′inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise 1, lise 2, lise 3′te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz. Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. 3 soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı.” şeklinde konuştu.
“AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR”
Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.
“Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım.” diyen Yarımağan, “1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz.” şeklinde konuştu.
Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, “Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor.” dedi.
Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.
Yarımağan şöyle devam etti: “Örneğin, biz bugün test sorularında ‘şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz’ diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan. Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli. Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir, ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor.”
Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, “Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz.” dedi.
Cihan – ÖZEL

