basından
Matematik dehası 14 yaşında Cambridge de okuyacak
14 yaşındaki matematik dehası, Birleşik Krallık’ın saygın üniversitesi Cambridge’e kabul edildi.
Üniversiteden yapılan açıklamada, Arran Fernandez’in dünyanın en zor elde edilen diplomalarından birine hazırlanmak üzere, Ekim ayından itibaren kuruma kabul edildiği belirtildi.
Çocuğun gelecekteki hocalarından biri olan Profesör David Cardwell, fizikten de matematikten aldığı ”A” notunu alması koşuluyla Arran’ın Ekim 2010′dan itibaren üniversiteye geleceğini, kendisini geliştirmesine yardım edileceğini, bunun yanı sıra da akademik yaşantısının zengin ve üretken olmasını sağlamak için ortam yaratılacağını kaydetti.
Çocuğun babası da, oğlu Arran’ın 1773′de 14 yaşında üniversiteye kabul edilen William Pitt’den sonra en genç üniversiteli olacağını ifade etti. William Pitt, 1783-1801 ve 1804-1806′da olmak üzere iki kez Birleşik Krallık’ta başbakan olarak görev yapmıştı.
İngiltere’nin güneydoğusundaki Surrey’de yaşayan Arran, eğitimini evinde sürdürüyor. Arran’ın gelecekte alacağı diplomayı daha önce Isaac Newton ve Stephen Hawking gibi dünyaca tanınmış dahiler almıştı.
1995 doğumlu Arran, 2003 yılında, ortaokulu dışarıdan bitirme sınavında ileri matematikte üstün bir başarı göstermiş ve o zaman yaptığı bir açıklamada ”matematiği çok sevdiğini, matematikçi, ağır vasıta sürücüsü ya da uzay kaşifi olmak istediğini” söylemişti. Ancak Arran, şimdilerde matematikçi olmayı istiyor ve Riemann’ın hipoteziyle ilgilenmek istiyor.
YGS ye girse kaç net yapar acaba
Test sisteminden uzak bir eğitim inşallah bir gün bizdede olur
Matematikte başarının anahtarı nedir ?
talyan Corriere della Sera gazetesinde yayımlanan habere göre, Venezuela’daki Ande ve İspanya’daki Granada Üniversitelerinde görev yapan bilim adamları, matematik bölümünün son sınıfında öğrenim gören bir grup öğrencinin, yönelttikleri problemleri çözme sürecini gözlemledi.
Öğrencilerin problemleri çözme yöntemini ve süresini karşılaştıran bilim adamları, problemi şekillere döken ve sesli düşünenlerin, diğerlerinden daha başarılı olduğunu saptadı. Problemleri şekillerle ifade etmenin matematiksel kavramaya ve çözüme yönelik daha esnek bir düşünce tarzının geliştirilmesine yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, yüksek sesle düşünmenin de konsantre olmada önemli rol oynadığını söyledi.
İnsanların kendilerini dinleyerek düşünmelerinin olası hatalarının farkına varmalarına da yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, öğrencilere matematik ödevlerini şema ve grafikler kullanarak ve sesli düşünerek yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Pazartesi Sendromu matematikçilerce çürütüldü.
ABD’de Vermont Üniversitesi’nde görevli Peter Dodds ve Christopher Danforth, dört yıl boyunca sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinde bırakılan sayısız mesaj ve 2.4 milyon blog (internet günlüğü) üzerinde incelemeler yaptı. Aşk, cennet, gurur, travma, cenaze gibi çeşitli kelimelere çeşitli puanlar vererek bir skala hazırlayan ve “bugün…hissediyorum” kalıbında yaklaşık 10 milyon cümleyi analiz eden matematikçiler, insanların en mutlu oldukları günün pazar, ikinci gününse pazartesi olduğunu belirledi.
En negatif etkili gün çarşamba çıktı
Uzmanlara göre insan, pazartesi günleri hâlâ hafta sonunun etkisinde oluyor. Negatif etkinin en hâkim olduğu gün ise çarşamba. Araştırmaya dair bir ilginç anekdot ise, insanların genel olarak en üzgün ve en mutlu olduğu güne dair… Buna göre, Barack Obama’nın ABD Başkanı seçildiği gün, son dört yılın en mutlu günü. Michael Jackson’ın öldüğü gün ise, insanların en mutsuz olduğu günlerden biri.
Bernoulli sayıları’nı, İsveç’te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen çözdü..
Matematikçi Jakob Bernoulli’nin 300 yıldır çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları’nı, İsveç’te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen çözdü…
İSVEÇ’TE yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen, 300 yıldır çözülemeyen bir matematik bilmecesini sadece 4 ayda çözerek bir anda ülkenin en çok konuşulan genci oldu. Muhammed Altoumaimi, 17. yüzyılda yaşayan İsviçreli matematikçi Jakob Bernoulli’nin bulduğu bir hesaplama dizisi olan ve 300 yıldır bir türlü çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları’nı, sadece 4 ay içinde açıklayıp basitleştirecek bir formül üretti.
ÇALIŞMASINI okuduğu lisedeki öğretmenlere gösteren genç dahi, bulduğu formülün işe yarayacağına kimsenin inanmadığını söyledi. Muhammed, bunun üzerine İsveç’in Uppsala Üniversitesi’ndeki profesörlerle temasa geçti. Çalışmasının tamamen doğru olduğu ortaya çıkan Muhammed’e üniversitede yer teklif edildi, ancak genç, okuluna odaklanmak ve yazın özel matematik ile fizik dersleri almak için bu teklifi geri çevirdi.
Bernoulli polinomları ve Bernoulli sayıları, Uygulamalı Matematiğin bir çok alanında , özelliklede sayısal çözümleme, fark denklemleri ve toplamların asimtotik analizinde kullanılmaktadır. Bernoulli polinomları ve Bernoulli sayılarının aynı zamanda İstatistik Biliminde de bir çok önemli ve yararlı uygulamaları vardır.
6 basamaklı sayılarlar işlem yapabilen 1.sınıf öğrencileri

33 yıllık eğitimci geliştirdiği müthiş projeyle henüz ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine, 6 basamaklı sayılarla işlem yaptırıp, geometri çözdürebiliyor.
Sakarya’da görev yapan öğretmen Mehmet Ali Çınar’ın geliştirdiği proje sayesinde 1. sınıf öğrencileri 6 basamaklı sayılarla matematikte temel işlemleri yapabiliyor.
Pamukova ilçesinde bulunan Pamukova 75. Yıl İlköğretim Okulu’nun birinci sınıf öğrencilerinin matematik bilgisi şaşırtıyor. 33 yıllık öğretmen Mehmet Ali Çınar’ın geliştirdiği projesi sayesinde öğrenciler, 6 basamaklı sayıları topluyor, bölüyor, çarpıyor, geometriden anlıyor.
Çınar, “Taraklı’da görev yaptım. 13 yıl idareciliğim oldu. Pamukova’ya bu sene geldim. Birinci sınıfları aldım. Okumada ve matematikte yeni bir proje ürettim. Bu sayede matematik çocukların korkulu rüyası olmaktan çıkmıştır. Öyle ki akşam ev için matematik ödevi vermeden beni ve okulu bırakmıyorlar. Geldikleri seviye müfredatın çok üzerinde. Ama en önemlisi burada hiçbir şey zorlamadan, zorlanmadan yapılıyor. Aileler de memnun. Çocuklar matematiği çok seviyor. 5 yıldır hep 1. sınıf okuttum. Diğer arkadaşlarım bu fazla değil mi diye soruyorlar. Ağır olan şey izafi bir kavram. Eğer çocuk kaldıramıyorsa, taşıyamıyorsa ağırdır. Ancak elinde götürüyorsa çok hafiftir. Şu anda matematik bu çocuklar için çok hafiftir. Geleceğin mimarları ve mühendisleri hepsi bu sınıfta diyorum” dedi.
Geliştirdiği proje hakkında da bilgi veren Çınar, “İlkokula gelen bir çocuk parmak saymayla başlar. 3 elma var 2′si gitti, kaç kaldı. Benim yaptığım projede şu var; 1 ile 9 arasındaki sayıları güzel yazmasını öğretiyoruz. Sonra bu rakamlar arasında birli ikili toplamaları, çıkarmaları öğretiyoruz. Öyle ki şu an ben bile yetişemiyorum. Çocukların beyinleri sünger gibi. 1-3 sınıf arası almayacakları bir şey yok. Bu benim A planım. B planım ise, 4′ten sonraki dönemleri kapsıyor. Bunları Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve Milli Eğitim Bakanlığı’na göndermiştik. Bakanlık 2004′te projeme cevap verdi. Ancak projem şimdiye kadar incelenip ele alınmadı, inşallah bundan sonra ele alınır. Bu sayede yeni nesilde matematikte çağa ayak uydurur. Öğrenciler çarpım cetvellerini ezbere biliyor. Bütün işlemleri kendileri yapıyor, dikdörtgen ve üçgen açılar dahil her şeye cevap veriyorlar. Bilgi veriyorlar. Müfredatta 100′e kadar sayıları tanıyacaksınız deniyor. Ancak benim öğrencilerim trilyonlar, katrilyonlarla oyunlar gibi oynuyorlar. Üniversite sınavlarında 4. derece integral kullanılıyor. Ancak Mimar Sinan eserlerini yaparken 11. derece integral kullanıyordu” diye konuştu.
Çınar’ın öğrencileri ise, matematik dersini çok sevdiklerini dile getirerek, “Matematik dersinde çok iyiyiz. Diğer arkadaşlarımız hiçbir şey yapamıyorlar” dediler.
İHA
Yeni sınav sisteminde katsayı uygulaması nasıl olacak.
ÖSS’nin 2010 yılından itibaren değişeceğini hatırlatan Yarımağan, katsayı uygulamasında ise üç seçeneğin bulunduğunu belirtti. Yarımağan, “Olduğu gibi kalabilir, eşitlenebilir ya da birbirine yaklaştırılabilir.” diye konuştu. Lise son sınıflarda başvuruda önemli bir düşüş görüldüğünü belirten Yarımağan, bunun nedenini Milli Eğitim Bakanlığı’na soracaklarını söyledi.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda eğitimcilere yeni sınav sistemi hakkında bilgi aktardı. 2010 yılından itibaren ÖSS isminin kalkacağını ifade eden Yarımağan, “Bu isimden artık bıktık. Olumlu olumsuz çok şey söylendi. Artık iki aşamalı bir sınav yapılacak. İlk aşaması Yüksek Öğretime Giriş (YGS) olacak. İkinci aşama ise Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) adını alacak.” dedi.
Yeni aşamalar hakkında bilgi veren Yarımağan, ilk aşamaya tüm adayların gireceğini söyledi. Bu aşama sonrasında başarılı olamayanlarla meslek yüksek okullarına ve açıköğretim fakültelerine ve belirli lisans programlarına yerleşenlerin ikinci aşamaya giremeyeceğini belirten Yarımağan, “İkinci aşama yabancı dil sınavıyla birlikte beş sınavdan oluşacak. LYS 1: Matematik Sınavı (Matematik, Geometri), LYS 2: Fen Bilimleri Sınavı (Fizik, Kimya, Biyoloji), LYS 3: Edebiyat-Coğrafya Sınavı (Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1), LYS 4: Sosyal Bilimler Sınavı (Tarih, Coğrafya 2, Psikoloji, Sosyoloji, Matematik) ve LYS 5: Yabancı Dil Sınavı (Almanca, Fransızca, İngilizce). Adaylara hangi sınava girmek istedikleri sorulacak.” şeklinde konuştu.
Sınavların Nisan ve Haziran aylarında yapılması planlandığını anlatan Yarımağan, “YGS, Nisan ayının ilk yarısında, LYS ise Haziran ayının ikinci yarısında iki hafta sonunda gerçekleştirilmesi planlanıyor.” dedi. Yeni sistemde puan türlerinin de artırılacağını ifade eden Yarımağan, “Şu an üç puan türü var. 10-15 kaç olacağı belli değil. TM puan türü TM1, TM2 gibi bu şekilde diğer puan türleri de artırılacak. Şu an sayı net değil.” diye konuştu.
Yarımağan yeni sistemin amaçlarını şöyle sıraladı: “Ders düzeyinde başarıyı ölçmek, bir sınavda adaya 10-15 ders yerine bir kaç dersten soru sormak, puan türlerini artırmak, her adaya sadece cevaplayacağı testleri vermek, her dersin başarısını eşit sürede ölçmek.” Açık uçlu soruların da sorulmasını amaçladıklarını belirten Yarımağan, açık uçlu soruların 2010 yılında sorulmayacağını ifade etti.
Katsayılar hakkında üç seçeneğin masada olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yarımağan, “İlk seçenek olduğu gibi kalabilir. İkinci seçenek eşitlenebilir, üçüncü seçenek de birbirine yaklaştırılabilir. Hangisi olur bilemiyorum ama aynı kalma seçeneğini çok zayıf görüyorum. Benim kişisel görüşüm ise birbirine yaklaştırılması. 0,8 ile alan dışından 0,3 katsayısı uygulanıyor. Bunun yerine 0,60 veya 0,65 olmalı diye düşünüyorum. Buna YÖK karar veriyor. Ben bu konuda böyle olması için fikirlerimi ifade edeceğim. Ayrıca orta öğretim başarı puanının eklenip eklenmeyeceği de masada. Ben eklenmesinden yanayım. Ama bir çok üniversiteden görüş istenmiş, çoğu eklenmemesi yönünde görüş bildirmiş.” dedi.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009 ÖSS sınavına girecek aday sayısını da açıkladı. Yarımağan, 1 milyon 451 bin 6 adayın başvuruda bulunduğunu kaydetti. 101 bin adayın sınavsız geçiş için başvurduğunu anlatan Yarımağan 1 milyon 349 bin adayın ise ÖSS için başvurduğunu söyledi. Lise son sınıf öğrencilerinde önemli bir düşüş gözlendiğini anlatan Yarımağan, “567 bin 903 lise son sınıf katılıyor. 2007 yılına göre 164 bin daha az bir sayı. Buna anlam veremiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na soracağız. Okullarda sayı mı az, yoksa başvuru mu az diye. Bununla birlikte 553 bin 511 eski mezun, 215 bin 383 de üniversiteye kayıtlı aday başvurdu.” diye konuştu.
(CİHAN)
ÖSYM’nin 2010 sonrası sınav sistemi
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010′dan itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu bildirdi.
Üniversiteye giriş sınavının geçmişi hakkında bilgi veren Yarımağan, 1974′ten beri yapılan üniversiteye giriş sınavının 1981′den itibaren iki aşamalı olarak gerçekleştirildiğini, bu sistemin 18 yıl kullanıldıktan sonra 1999′da değiştirildiğini anlattı.
Sistemin tekrar tek aşamalı sınava dönüştürülme nedeninin, iki sınavla elde edilen sonucun tek sınavla da elde edilebileceği düşüncesi olduğunu dile getiren Yarımağan, 1999′dan itibaren uygulanan yeni sınav sisteminin çok olumsuz bir yönüyle karşılaşıldığını, öğrencilerin bu sınav sistemi nedeniyle 9′uncu sınıftan sonra derslere ilgi göstermemeye başladığını ve bunun sonucu üniversiteye yetersiz bilgiyle geldiklerini aktardı.
Yarımağan, 2006′da uygulanmaya başlanan sınav sisteminin de bazı puan türlerinin 120, bazılarının ise 180 soruyu cevaplamayı gerektirmesi nedeniyle olumsuzluk yarattığını ve öğrencilerin bu sistemde bir sınavda 15′e yakın dersle ilgili sorulara cevap vermek zorunda kaldıklarını belirtti.
2010 yılından itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu vurgulayan Yarımağan, ”Bu sistemde öğrenci pek çok soru türünü çözmek zorunda olduğu için süre ayarlama problemi oluyordu. Yeni sınav sisteminde öğrenciye testi verip süreyi kısıtlayacağız. Tek oturumda 10-15 ders yerine sınırlı sayıda dersle ilgili bilgisini ölçmeyi hedefliyoruz. Ayrıca açık uçlu soruların da sorulabileceği bir sistem oluşturmak istiyoruz” diye konuştu.
Yeni sistemin, 2006′dan itibaren uygulanmaya başlanan sınav sisteminin iki aşamalı hali olacağını anlatan Yarımağan, ”2010′dan itibaren iki aşamalı bir sınav sistemi uygulayacağız. Birinci aşama, ‘Yüksek Öğretim Giriş Sınavı (YDS)’ adını alacak ve ÖSS’nin benzeri olacak. İkinci aşamaya ise ‘Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)’ adını vereceğiz” dedi.
Yarımağan, yeni sistemin ikinci sınavında sözel, sayısal ve eşit ağırlık puanlarının öğrencilerin tercihli olarak cevaplayacağı 5 adet test sonucu hesaplanacağını, LYS-1 sınavında matematik ve geometri, LYS-2 sınavında fizik, kimya, biyoloji, LYS-3 sınavında Türk dili, edebiyat, coğrafya, LYS-4 sınavında sosyal bilimler ve LYS-5 sınavında yabancı dil sorularının yer alacağını anlattı.
YDS sınavında başarılı olan öğrencilere LYS’de hangi sınavlara girmek istediklerinin sorulacağını belirten Yarımağan, ”Adayların büyük çoğunluğu bu sınavlardan 2′sine girmekle yetinecek. Ama isteyen öğrenciler 5 sınava da girebilecek” dedi.
AA
Çikolata yemek matematik problemi çözebilme kabiliyetini arttırıyor
Burada okuduğum habere göre çikolata yemek beynin matematik kapasitesini arttıyormuş ayrıntıları merak edenler yazının orjinalini okuyabilirler.Bu yazının bence en önemli kısmı çikolata yemek için yeni bir bahane daha bulunmuş olması yalnız çikolata yedikten sonrada problemler çözülmüyorsa dozu fazla arttırmadan başka çözümlere yönelmek şart
4 yaşındaki çocuk matematik problemi için polisi aradı
4 yaşındaki çocuk matematik problemi için polisi aradı.Amerika da gerçekleşen bu olay ile ilgili kayıt ve konuşma transkribi aşağıda.
Quote
Operator: 911 emergencies.
Boy: Yeah I need some help.
Operator: What’s the matter?
Boy: With my math.
Operator: With your mouth?
Boy: No with my math. I have to do it. Will you help me?
Operator: Sure. Where do you live?
Boy: No with my math.
Operator: Yeah I know. Where do you live though?
Boy: No, I want you to talk to me on the phone.
Operator: No I can’t do that. I can send someone else to help you.
Boy: Okay.
Operator: What kind of math do you have that you need help with?
Boy: I have take aways.
Operator: Oh you have to do the take aways.
Boy: Yeah.
Operator: Alright, what’s the problem?
Boy: Um, you have to help me with my math.
Operator: Okay. Tell me what the math is.
Boy: Okay. 16 take away 8 is what?
Operator: You tell me. How much do you think it is?
Boy: I don’t know, 1.
Operator: No. How old are you?
Boy: I’m only 4.
Operator: 4!
Boy: Yeah.
Operator: What’s another problem, that was a tough one.
Boy: Um, oh here’s one. 5 take away 5.
Operator: 5 take away 5 and how much do you think that is?
Boy: 5.
Woman: Johnny what do you think you’re doing?!
Boy: The policeman is helping me with my math.
Woman: What did I tell you about going on the phone?
Operator: It’s the mother…
Boy: You said if I need help to call somebody.
Woman: I didn’t mean the police.
Matematik, artık hayat kurtarıyor
Matematik ve istatistiksel modeller, artık modern tıbbın bir parçası. Gelişmiş ülkelerde kanser, kalp krizi, AIDS gibi hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan matematiksel
tıp disiplini, Türkiye için yeni bir alan.
‘Bu dersin bize ne faydası var?’ Matematik öğretmenlerinin en çok karşılaştığı sorulardan biri bu. Çoğumuz matematiği anlamaya çalışmak yerine bu sorunun cevabına kafa yorduk, eğitim sürecinde. Günlük hayatımızda basit hesapların dışında yeri yoktu çünkü! Hocaların “Matematik muhakemeyi geliştirir.” sözü ise ikna edici gelmiyordu. İşte şimdilerde bir ezber bozuluyor. Gelişen teknolojiyle matematik de hayatın içinde yer almaya başlıyor. Daha doğrusu, bu gerçek, matematiğe mesafeli duranların bile anlayabileceği şekilde kendini gösteriyor artık.
(daha fazla…)

