basından

Batman Denklemi

Matematikçilerin elinden uçanda kaçanda kurtulmuyor.Kendinizi biraz zorlarsanız Batman formülü ile grafiğini bile çizebiliyorsunuz ben denemedim ama merak edenler için formül aşağıda ..

Matematiğe boşanma etkisi

NEW YORK- Wisconsin-Madison Üniversitesinden araştırmacı Hyun Sik Kim, boşanmış çiftin çocuklarının matematik ve sosyal becerilerde başarısız olmalarının yanı sıra daha fazla kaygı, gerginlik yaşadığını ve özgüvenlerinin düşük olduğunu kaydetti.

Araştırmaya göre boşanmanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkisinin, boşanma işleminden önce başlamadığını belirten Kim, “İnsanlar boşanmadan önce çiftlerin yoğun çatışma yaşadığını düşünme eğiliminde. Benim ilk öngörüm de boşanmış ebeveynin çocuklarının resmi boşanma işlemleri başlamadan önce olumsuz etkiler yaşadığıydı. Ama araştırmam bunun öyle olmadığını gösterdi” dedi.

Kim, boşanma sonrasındaki aşamada olumsuz etkilerin artmadığının belirlendiğini söyledi.

Boşanmanın matematiğe etkisinin daha fazla olduğunu ifade eden Kim, “Okumak kümülatif (bilgi ve birikim gerektiren) değil, ancak matematikte ilerlemek için önceki konuları anlamak zorundasınız. Örneğin, 1 artı 1’in 2 ettiğini anlamazsam, çarpma işlemini anlayamam” dedi.

Boşanan çiftin çocuklarının bazı rahatsız edici tecrübeler yaşayabileceğini belirten Kim, “Boşanan ebeveynler, çocuklarına özen göstermiyor olabilir. Çocuklarıyla tartışma eğiliminde olabilirler. Bunun çocuk gelişimi üzerinde etkisi olabileceğini düşünüyorum” dedi.

“American Sociological Review” dergisinde yayımlanan bulguların, boşanma öncesi, sırası ve sonrası etkilerinin 3585 çocuk üzerinde incelenmesi sonucu elde edildiği belirtildi.(aa)

Matematikçinin seveni olmaz :)

Haberi okuduğumda bir çok öğrencinin benzeri hayalleri olduğu ve matematik öğretmenlerinin genelde sevilmediği aklıma geldi.Ama bu çocukların matematiğinin kötü olmasına şaşmamalı böyle bir plan facebooktan yapılırmı :)

Hırvatistan’ın Byelovar kentinde, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta matematik öğretmenlerini öldürmeyi planlayan ilköğretim 5. ve 6. sınıf öğrencileri hakkında soruşturma başlatıldı.

Hırvatistan’ın ”Veçernyi List” gazetesinin verdiği habere göre, Byelovar kentinde bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 5. ve 6. sınıf öğrencileri, derslerine giren ”sevmedikleri, kendilerine kötü not verdiğini” iddia ettikleri öğretmenlerini öldürmek için Facebook’ta grup kurdu.

Yaklaşık 200 öğrencinin üye olduğu gruptan haberdar olan öğretmen, durumu okul idaresine bildirirken, kendisi de 3 gün boyunca okula gelmedi.

İsmi açıklanmayan okulun müdürü ise şimdiye kadar yaklaşık 10 öğrencinin velisiyle görüştüğünü, olayla ilgili polis yetkililerinin de inceleme başlattığını bildirdi.

Byelovar’ın polis yetkilileri ise öğretmenlerini öldürmeyi Facebook’ta planlayan öğrencilere yönelik gereken işlemlerin başlatıldığını ve en kısa sürede olayın sorumlusu olan öğrencilerin tespit edileceğini açıkladı.

Türkiye birincisi de olsanız, öğretmen olamazsınız

01 Aralık 2010

Garip bir ülkede yaşıyoruz. Hem de çok garip.    Önceki yıl KPSS’de Türkiye birincisi olan öğretmen açıkta kalmıştı. Çünkü Fizik’ten hiç öğretmen alınmamıştı…
Şimdi aynı durumu, kendi branşında Türkiye birincisi olan diğer öğretmenler yaşıyor.
Örneğin Almanca’da Türkiye’nin en iyisi de olsanız atanmanız mümkün değil.
Uzun zamandır olduğu gibi yine Almanca’dan öğretmen alınmıyor.
Daha da komiği, pek çok branşta, pek çok öğretmen, 80 üzeri puanlarla açıkta kalırken, taban puan belirlenmediği için  15-20 puanı olsa da atanan öğretmenler var. Örneğin Rehberlik öğretmenleri.
Böylesine çelişki olur mu demeyin! Bal gibi oluyor.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık’ta puan barajını ortadan kaldıran MEB, nedense aynı ders için çok yüksek puanlı Felsefe ve Sosyoloji mezunlarının atamasını yapmıyor. Üstelik formasyonları ve tamamlama eğitim sertifikaları olmasına rağmen.
Öğretmen atamalarıyla ilgili yanlışların bini bir para. Nereye el atsanız, sistem lime lime dökülüyor.
KPSS’deki kopya skandalı, buz dağının sadece görünen kısmı. Asıl çürümüşlük, görünmeyen kısımlarda. Ama nedense kimse el atmak istemiyor.
Oysa son Milli Eğitim Şûrası’nda öğretmen yetiştirme ve atama sistemi, çok yönlü olarak ele alınabilirdi. Alınmadı. Havanda su dövüldü!..

(daha fazla…)

Google Cahit Arf’ı unutmadı onun için Doodle yaptı.

Cahit Arf unutulmadı! Google hatırladı! Cahit Arf’ın doğumu Doodle oldu
İnternetin en popüler arama motoru Google, Türkiye anasayfasındaki logosunda Cahit Arf’ın doğumunun 100. yılı nedeniyle özel bir “doodle” kullandı. Cahit Arf unutulmadı…

Özel günler ve topluma mal olmuş önemli kişilerin doğum günlerini hazırladığı Doodle’larla kutlayan Google bu geleneğini sürdürüyor.

1997 yılında kaybettiğimiz başarılı bilim adamı Cahit Arf’ı hatırlayan Google’un logosuna tıklandığında Cahit Arf ile ilgili arama sonuçları ekrana geliyor.

Cahit Arf’ın bilime katkısı

Cahit Arf, cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazanmıştır. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusundaki yaptığı çalışmalar, cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında ortaya çıkan değişmezlere ilişkin Arf değişmezi ve Arf halkaları gibi literatürde adıyla anılan çalışmaları matematik” gibi kavramların yanı sıra “Hasse-Arf Teoremi” ile anılan teoremler kazandırmıştır.

Cahit Arf 1938 yılında Göttingen Üniversitesi’nde doktorasını bitirdi. Cahit Arf İstanbul Üniversitesi’nde ordinaryus profersörlüğe yükseldi.

Burada 1962 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Robert Koleji’nde Matematik dersleri vermeye başladı. 1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bilim kolu başkanı oldu.

Daha sonra gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırma ve incelemelerde bulundu; Kaliforniya Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1967 yılında yurda dönüşünde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine getirildi. 1980 yılında emekli oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra TÜBİTAK’a bağlı Gebze Araştırma Merkezi’nde görev aldı. 1985 ve 1989 yılları arasında Türk Matematik Derneği başkanlığını yaptı.

Arf, İnönü Armağanı’nı (1949) ve TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü kazandı (1974). Cebir ve Sayılar Teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum 1990′da 3 ve 7 Eylül tarihleri arasında Arf’ın onuruna Silivri’de gerçekleştirilmiştir. Halkalar ve Geometri üzerine ilk konferanslarda 1984′te İstanbul’da yapılmıştır. Arf, matematikte geometri kavramı üzerine bir makale sunmuştur. Cahit Arf 1997 yılının Aralık ayında bir kalp rahatsızlığı nedeniyle aramızdan ayrıldı.

Yüksek öğrenimini Fransa’da Ecole Normale Superieure’de 1932′de tamamladı. Bir süre Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği yaptıktan sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde doçent adayı olarak çalıştı. Doktorasını yapmak için Almanya’ya gitti.

Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör ve ordinaryus profesörlüğe yükseldi ve 1962 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Robert Kolej’de Matematik dersleri vermeye başladı. 1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bilim kolu başkanı oldu.Daha sonra gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırma ve incelemelerde bulundu; Kaliforniya Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1967 yılında Türkiye’ye dönüşünde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine getirildi. 1980 yılında emekli oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra TÜBİTAK’a bağlı Gebze Araştırma Merkezi’nde görev aldı. 1985 ve 1989 yılları arasında Türk Matematik Derneği başkanlığını yaptı.Onuruna yapılan cebir ve sayılar teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum, 1990′da 3 ve 7 Eylül tarihleri arasında Silivri’de gerçekleştirilmiştir. Halkalar ve geometri üzerine ilk konferanslar da 1984′te İstanbul’da yapılmıştır. Arf, matematikte geometri kavramı üzerine bir makale sunmuştur.

Cahit Arf, cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazanmıştır. Sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusundaki yaptığı çalışmalar, cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında ortaya çıkan değişmezlere ilişkin Arf değişmezi ve Arf halkaları gibi literatürde adıyla anılan çalışmaları matematik” gibi kavramların yanı sıra “Hasse-Arf Teoremi” ile anılan teoremler kazandırmıştır.Cahit Arf hep seviyeli bir şekilde çalışmalarını devam ettirmiştir.

Cahit Arf, matematiği bir meslek dalı olarak değil, bir yaşam tarzı olarak görmüştür. Öğrencilerine sürekli “Matematiği ezberlemeyin kendiniz yapın ve anlayın” demiştir. Hakkında yazılmış bir yazıda şöyle denmiştir:

..Bir zamanlar integrali bilen kimselerin matematikçi, üstel fonksiyonu bilenlerin ise büyük matematikçi sayıldığı ülkemizde derin matematik konularının tartışılacağı hayal bile edilemezdi. Cahit Arf, Türkiye’de matematiğin o günlerden bu günlere gelmesinde en büyük rolü oynamıştır.

Cahit Arf “Matematik esas olarak sabır olayıdır. Belleyerek (ezberleyerek)değil keşfederek anlamak gerekir” demiştir.

“Matematik de resim, müzik ve heykel gibi bir sanattır.” diyerek matematiğin sanatsal yönünü vurgulamıştır.

80-(12+3+8) = ?

Bu soruyu ilköğretim 3. sınıf öğrencileri matematik dersinde çözüyor. Ancak üniversiteli olmaya hazırlanan lise son sınıf öğrencisi ya da mezunu 1.5 milyon gençten 600 bini üniversiteye giriş sınavında bu soruyu yanıtlayamıyor.
Geçtiğimiz gün ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’la bu hafta başlayacak Lisans Yerleştirme Sınavları öncesinde röportaj yaptık. 36 yıldır üniversite sınavlarını gerçekleştiren kurumun başındaki kişi olarak kendisini en çok hangi tür soruların yapılamıyor olmasının şaşırttığını sordum. Artık şaşırmadığını ama yüzde 99’unun çok rahat çözebileceği soruları yarım milyonu aşkın gencin çözememesine üzüldüğünü söyledi.
Sonra da bunu örnekle açıkladı:
“Bir iki yıl önce üniversiteye giriş sınavında 80 – (12 + 3 + 8) = ? diye bir soru sorduk. Şimdi bu soruya baktığınızda ne düşünürsünüz? ‘Çocuklar bunu yapar’ dersiniz. Oysa bu soruya 600 bin öğrenci cevap verememiş. Neden cevaplamamışlar, neden yapamıyorlar? İlkokul çocuğu bu soruyu yapıyor. Bunlar lise çocukları ya da mezunları. İşte bu soru gibi yüzde 99’unun kesinlikle çözmesi gereken çok basit sorular var. Ama çözemiyorlar. Biz çok basit, yüzde 100 hepsi cevap verir diye ‘Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?’ gibi soruları sınavlarda sormuyoruz. Ama artık kuşkuluyum. Şimdi bu soruyu sorsak, ‘Yüzde yüz doğru cevap alırız’ diyemiyorum. Herhalde yanlış cevap verenler çıkacaktır diye endişe ediyorum.”
Yarımağan’ı gerçekten de endişeye düşüren bu durum, son yıllarda eğitimde tehlike çanları çalmaya başladığının bir göstergesi olarak algılanmalı. Üniversite sınavında, SBS’de her yıl başarısızlığın artması üstelik de soruların kolay olmasına rağmen, yapılma yüzdesindeki düşüş ve özellikle de bazı devlet okulları arasındaki uçurumlar artık “eğitimde kalitenin” ne durumda olduğunu gösteriyor.
Bugün İstanbul’un göbeğinde köklü devlet liselerinin öğrencileri arasında heceleyerek okuyan öğrenciler karşımıza çıkıyor. Üniversite kapısına bu şekilde getirdiğimiz çocuklarımız bırakın dört işlemi, iki hatta tek işlemli soruları da çözemez durumdalar. Bu durumda biz bu çocukları mı yargılayacağız yoksa onları liseye kadar taşıyan ve ellerine diploma veren eğitim sisteminin ne kadar mükemmel (!) olduğunu mu tartışacağız? Çünkü çocukları yargılamak işin en kolay yanı…

Pervin Kaplan

Abel Matematik Ödülü’nü Tate kazandı

Norveç Kralı V. Harald, 6 milyon kronluk (900 bin dolar) ödülü, başkent Oslo’daki törende yaşlı matematikçiye sundu.

Abel Matematik Ödülü’nü kazanan, 24 martta açıklanmıştı.

“Abel jürisi” Başkanı Kristian Seip, Tate’i, “modern bilgisayarların gelişmesinde önemli rol oynayan sayılar teorisinin önemli mimarı” olarak niteledi; Tate’in, “matematiğin en ayrıntılı ve karmaşık dallarından birini geliştirerek modern matematikte aşikar iz bıraktığını” bildirdi.

Emekli Tate’in Austin-Texas Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde kürsüsü var. Tate, bugün Associated Press ajansına verdiği demeçte, bu önemli güdüleyici ödülün dünyada hükümetlerin temel araştırmalara devlet desteği sağlamasına yarayacağını umduğunu söyledi.

Norveç hükümeti tarafından 2003 yılında verilmeye başlanan Abel matematik ödülü, beş kişilik jüri tarafından seçilen matematik bilimine katkı sağlayan bilimadamlarına veriliyor.

AA

Bu gün dünya pi günü

Her yıl 3. ayın 14 ü dünya ∏ (pi) günü olarak kutlanmaktadır.Google da bu gün için  özel bir logo hazırlayarak

bu çok önemli sabiti unutmamış .

Pi (p) sayısı bir çemberin çevresinin çapına oranını veren Pi’nin sembolü olan ”p”, Yunan alfebesinin 16. harfi olup, o dildeki çevre kelimesinin (periometron) ilk harfidir. M.Ö 1650 yılında, Eski Mısır’da yazılmış Rhind Papirüsü’nde bahsi geçiyor. Pi denilmiyor, ancak çevrenin çapa oranındaki o sabiti biliniyor. P simgesinin şu andaki anlamı ile sürekli kullanılışının tarihi 250 yıl öncesine kadar dayanıyor.

Ya matematiği sev ya da üniversiteyi unut!

1999’dan bu yana üniversiteye giriş sistemi birkaç defa değişti. Hepsinde imam hatipler ve diğer meslek liselerinin mağduriyeti dillendirildi. Ancak perde arkasında asıl darbeyi sözel öğrencileri yedi. Tek suçlarıysa matematik becerilerinin yetersizliği.
YÖK ile Danıştay arasındaki katsayı çekişmesi sebebiyle iptali dahi dillendirilen bu yılki üniversite giriş sınavı süreci geçen hafta başladı. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) isimli iki aşamalı maratonun ilk etap başvuru tarihleri 18 Ocak ila 12 Şubat arasında. Aday formları ortaöğretim kurumları ile ÖSYM merkezlerinden temin edilecek. İmtihan 11 Nisan’da. YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 diye kodlanan alt sıralama türlerinin birinden 180 ve üzeri puan alanlar LYS’ye girme hakkı kazanacak. Müracaatları 5 Mayıs’ta başlayıp 14’ünde bitecek bu imtihansa beş ana başlıkta toplanıyor: Matematik, Yabancı Dil, Sosyal Bilimler, Edebiyat-Coğrafya ve Fen Bilimleri. Fikir sahiplerine göre yeni sistem, 1999 sonrası katsayı temelli mağduriyetleri asgariye indiriyor. Peki, durum hakikaten böyle mi? Ancak sadece bu soru nihai cevaba ulaşmada yeterli değil. 28 Şubatçılar katsayı maşasıyla sadece imam hatipleri ve diğer meslek liselerini mi cezalandırdı? Sayısal, eşit ağırlık ve sözel alanları arasındaki bölüm değişiklikleri ne gibi sıkıntılara yol açtı? Bu gibi sualler de üretilmeli…
(daha fazla…)

Matematik dehası 14 yaşında Cambridge de okuyacak

14 yaşındaki matematik dehası, Birleşik Krallık’ın saygın üniversitesi Cambridge’e kabul edildi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, Arran Fernandez’in dünyanın en zor elde edilen diplomalarından birine hazırlanmak üzere, Ekim ayından itibaren kuruma kabul edildiği belirtildi.

Çocuğun gelecekteki hocalarından biri olan Profesör David Cardwell, fizikten de matematikten aldığı ”A” notunu alması koşuluyla Arran’ın Ekim 2010′dan itibaren üniversiteye geleceğini, kendisini geliştirmesine yardım edileceğini, bunun yanı sıra da akademik yaşantısının zengin ve üretken olmasını sağlamak için ortam yaratılacağını kaydetti.

Çocuğun babası da, oğlu Arran’ın 1773′de 14 yaşında üniversiteye kabul edilen William Pitt’den sonra en genç üniversiteli olacağını ifade etti. William Pitt, 1783-1801 ve 1804-1806′da olmak üzere iki kez Birleşik Krallık’ta başbakan olarak görev yapmıştı.

İngiltere’nin güneydoğusundaki Surrey’de yaşayan Arran, eğitimini evinde sürdürüyor. Arran’ın gelecekte alacağı diplomayı daha önce Isaac Newton ve Stephen Hawking gibi dünyaca tanınmış dahiler almıştı.

1995 doğumlu Arran, 2003 yılında, ortaokulu dışarıdan bitirme sınavında ileri matematikte üstün bir başarı göstermiş ve o zaman yaptığı bir açıklamada ”matematiği çok sevdiğini, matematikçi, ağır vasıta sürücüsü ya da uzay kaşifi olmak istediğini” söylemişti. Ancak Arran, şimdilerde matematikçi olmayı istiyor ve Riemann’ın hipoteziyle ilgilenmek istiyor.

YGS ye girse kaç net yapar acaba :) Test sisteminden uzak bir eğitim inşallah bir gün bizdede olur