basından
80-(12+3+8) = ?
Bu soruyu ilköğretim 3. sınıf öğrencileri matematik dersinde çözüyor. Ancak üniversiteli olmaya hazırlanan lise son sınıf öğrencisi ya da mezunu 1.5 milyon gençten 600 bini üniversiteye giriş sınavında bu soruyu yanıtlayamıyor.
Geçtiğimiz gün ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’la bu hafta başlayacak Lisans Yerleştirme Sınavları öncesinde röportaj yaptık. 36 yıldır üniversite sınavlarını gerçekleştiren kurumun başındaki kişi olarak kendisini en çok hangi tür soruların yapılamıyor olmasının şaşırttığını sordum. Artık şaşırmadığını ama yüzde 99’unun çok rahat çözebileceği soruları yarım milyonu aşkın gencin çözememesine üzüldüğünü söyledi.
Sonra da bunu örnekle açıkladı:
“Bir iki yıl önce üniversiteye giriş sınavında 80 – (12 + 3 +
= ? diye bir soru sorduk. Şimdi bu soruya baktığınızda ne düşünürsünüz? ‘Çocuklar bunu yapar’ dersiniz. Oysa bu soruya 600 bin öğrenci cevap verememiş. Neden cevaplamamışlar, neden yapamıyorlar? İlkokul çocuğu bu soruyu yapıyor. Bunlar lise çocukları ya da mezunları. İşte bu soru gibi yüzde 99’unun kesinlikle çözmesi gereken çok basit sorular var. Ama çözemiyorlar. Biz çok basit, yüzde 100 hepsi cevap verir diye ‘Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?’ gibi soruları sınavlarda sormuyoruz. Ama artık kuşkuluyum. Şimdi bu soruyu sorsak, ‘Yüzde yüz doğru cevap alırız’ diyemiyorum. Herhalde yanlış cevap verenler çıkacaktır diye endişe ediyorum.”
Yarımağan’ı gerçekten de endişeye düşüren bu durum, son yıllarda eğitimde tehlike çanları çalmaya başladığının bir göstergesi olarak algılanmalı. Üniversite sınavında, SBS’de her yıl başarısızlığın artması üstelik de soruların kolay olmasına rağmen, yapılma yüzdesindeki düşüş ve özellikle de bazı devlet okulları arasındaki uçurumlar artık “eğitimde kalitenin” ne durumda olduğunu gösteriyor.
Bugün İstanbul’un göbeğinde köklü devlet liselerinin öğrencileri arasında heceleyerek okuyan öğrenciler karşımıza çıkıyor. Üniversite kapısına bu şekilde getirdiğimiz çocuklarımız bırakın dört işlemi, iki hatta tek işlemli soruları da çözemez durumdalar. Bu durumda biz bu çocukları mı yargılayacağız yoksa onları liseye kadar taşıyan ve ellerine diploma veren eğitim sisteminin ne kadar mükemmel (!) olduğunu mu tartışacağız? Çünkü çocukları yargılamak işin en kolay yanı…
Pervin Kaplan
Abel Matematik Ödülü’nü Tate kazandı
Norveç Kralı V. Harald, 6 milyon kronluk (900 bin dolar) ödülü, başkent Oslo’daki törende yaşlı matematikçiye sundu.
Abel Matematik Ödülü’nü kazanan, 24 martta açıklanmıştı.
“Abel jürisi” Başkanı Kristian Seip, Tate’i, “modern bilgisayarların gelişmesinde önemli rol oynayan sayılar teorisinin önemli mimarı” olarak niteledi; Tate’in, “matematiğin en ayrıntılı ve karmaşık dallarından birini geliştirerek modern matematikte aşikar iz bıraktığını” bildirdi.
Emekli Tate’in Austin-Texas Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde kürsüsü var. Tate, bugün Associated Press ajansına verdiği demeçte, bu önemli güdüleyici ödülün dünyada hükümetlerin temel araştırmalara devlet desteği sağlamasına yarayacağını umduğunu söyledi.
Norveç hükümeti tarafından 2003 yılında verilmeye başlanan Abel matematik ödülü, beş kişilik jüri tarafından seçilen matematik bilimine katkı sağlayan bilimadamlarına veriliyor.
AA
Bu gün dünya pi günü
Her yıl 3. ayın 14 ü dünya ∏ (pi) günü olarak kutlanmaktadır.Google da bu gün için özel bir logo hazırlayarak
bu çok önemli sabiti unutmamış .
Pi (p) sayısı bir çemberin çevresinin çapına oranını veren Pi’nin sembolü olan ”p”, Yunan alfebesinin 16. harfi olup, o dildeki çevre kelimesinin (periometron) ilk harfidir. M.Ö 1650 yılında, Eski Mısır’da yazılmış Rhind Papirüsü’nde bahsi geçiyor. Pi denilmiyor, ancak çevrenin çapa oranındaki o sabiti biliniyor. P simgesinin şu andaki anlamı ile sürekli kullanılışının tarihi 250 yıl öncesine kadar dayanıyor.
Ya matematiği sev ya da üniversiteyi unut!
1999’dan bu yana üniversiteye giriş sistemi birkaç defa değişti. Hepsinde imam hatipler ve diğer meslek liselerinin mağduriyeti dillendirildi. Ancak perde arkasında asıl darbeyi sözel öğrencileri yedi. Tek suçlarıysa matematik becerilerinin yetersizliği.
YÖK ile Danıştay arasındaki katsayı çekişmesi sebebiyle iptali dahi dillendirilen bu yılki üniversite giriş sınavı süreci geçen hafta başladı. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) isimli iki aşamalı maratonun ilk etap başvuru tarihleri 18 Ocak ila 12 Şubat arasında. Aday formları ortaöğretim kurumları ile ÖSYM merkezlerinden temin edilecek. İmtihan 11 Nisan’da. YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 diye kodlanan alt sıralama türlerinin birinden 180 ve üzeri puan alanlar LYS’ye girme hakkı kazanacak. Müracaatları 5 Mayıs’ta başlayıp 14’ünde bitecek bu imtihansa beş ana başlıkta toplanıyor: Matematik, Yabancı Dil, Sosyal Bilimler, Edebiyat-Coğrafya ve Fen Bilimleri. Fikir sahiplerine göre yeni sistem, 1999 sonrası katsayı temelli mağduriyetleri asgariye indiriyor. Peki, durum hakikaten böyle mi? Ancak sadece bu soru nihai cevaba ulaşmada yeterli değil. 28 Şubatçılar katsayı maşasıyla sadece imam hatipleri ve diğer meslek liselerini mi cezalandırdı? Sayısal, eşit ağırlık ve sözel alanları arasındaki bölüm değişiklikleri ne gibi sıkıntılara yol açtı? Bu gibi sualler de üretilmeli…
(daha fazla…)
Matematik dehası 14 yaşında Cambridge de okuyacak
14 yaşındaki matematik dehası, Birleşik Krallık’ın saygın üniversitesi Cambridge’e kabul edildi.
Üniversiteden yapılan açıklamada, Arran Fernandez’in dünyanın en zor elde edilen diplomalarından birine hazırlanmak üzere, Ekim ayından itibaren kuruma kabul edildiği belirtildi.
Çocuğun gelecekteki hocalarından biri olan Profesör David Cardwell, fizikten de matematikten aldığı ”A” notunu alması koşuluyla Arran’ın Ekim 2010′dan itibaren üniversiteye geleceğini, kendisini geliştirmesine yardım edileceğini, bunun yanı sıra da akademik yaşantısının zengin ve üretken olmasını sağlamak için ortam yaratılacağını kaydetti.
Çocuğun babası da, oğlu Arran’ın 1773′de 14 yaşında üniversiteye kabul edilen William Pitt’den sonra en genç üniversiteli olacağını ifade etti. William Pitt, 1783-1801 ve 1804-1806′da olmak üzere iki kez Birleşik Krallık’ta başbakan olarak görev yapmıştı.
İngiltere’nin güneydoğusundaki Surrey’de yaşayan Arran, eğitimini evinde sürdürüyor. Arran’ın gelecekte alacağı diplomayı daha önce Isaac Newton ve Stephen Hawking gibi dünyaca tanınmış dahiler almıştı.
1995 doğumlu Arran, 2003 yılında, ortaokulu dışarıdan bitirme sınavında ileri matematikte üstün bir başarı göstermiş ve o zaman yaptığı bir açıklamada ”matematiği çok sevdiğini, matematikçi, ağır vasıta sürücüsü ya da uzay kaşifi olmak istediğini” söylemişti. Ancak Arran, şimdilerde matematikçi olmayı istiyor ve Riemann’ın hipoteziyle ilgilenmek istiyor.
YGS ye girse kaç net yapar acaba
Test sisteminden uzak bir eğitim inşallah bir gün bizdede olur
Matematikte başarının anahtarı nedir ?
talyan Corriere della Sera gazetesinde yayımlanan habere göre, Venezuela’daki Ande ve İspanya’daki Granada Üniversitelerinde görev yapan bilim adamları, matematik bölümünün son sınıfında öğrenim gören bir grup öğrencinin, yönelttikleri problemleri çözme sürecini gözlemledi.
Öğrencilerin problemleri çözme yöntemini ve süresini karşılaştıran bilim adamları, problemi şekillere döken ve sesli düşünenlerin, diğerlerinden daha başarılı olduğunu saptadı. Problemleri şekillerle ifade etmenin matematiksel kavramaya ve çözüme yönelik daha esnek bir düşünce tarzının geliştirilmesine yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, yüksek sesle düşünmenin de konsantre olmada önemli rol oynadığını söyledi.
İnsanların kendilerini dinleyerek düşünmelerinin olası hatalarının farkına varmalarına da yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, öğrencilere matematik ödevlerini şema ve grafikler kullanarak ve sesli düşünerek yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Pazartesi Sendromu matematikçilerce çürütüldü.
ABD’de Vermont Üniversitesi’nde görevli Peter Dodds ve Christopher Danforth, dört yıl boyunca sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinde bırakılan sayısız mesaj ve 2.4 milyon blog (internet günlüğü) üzerinde incelemeler yaptı. Aşk, cennet, gurur, travma, cenaze gibi çeşitli kelimelere çeşitli puanlar vererek bir skala hazırlayan ve “bugün…hissediyorum” kalıbında yaklaşık 10 milyon cümleyi analiz eden matematikçiler, insanların en mutlu oldukları günün pazar, ikinci gününse pazartesi olduğunu belirledi.
En negatif etkili gün çarşamba çıktı
Uzmanlara göre insan, pazartesi günleri hâlâ hafta sonunun etkisinde oluyor. Negatif etkinin en hâkim olduğu gün ise çarşamba. Araştırmaya dair bir ilginç anekdot ise, insanların genel olarak en üzgün ve en mutlu olduğu güne dair… Buna göre, Barack Obama’nın ABD Başkanı seçildiği gün, son dört yılın en mutlu günü. Michael Jackson’ın öldüğü gün ise, insanların en mutsuz olduğu günlerden biri.
Bernoulli sayıları’nı, İsveç’te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen çözdü..
Matematikçi Jakob Bernoulli’nin 300 yıldır çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları’nı, İsveç’te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen çözdü…
İSVEÇ’TE yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen, 300 yıldır çözülemeyen bir matematik bilmecesini sadece 4 ayda çözerek bir anda ülkenin en çok konuşulan genci oldu. Muhammed Altoumaimi, 17. yüzyılda yaşayan İsviçreli matematikçi Jakob Bernoulli’nin bulduğu bir hesaplama dizisi olan ve 300 yıldır bir türlü çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları’nı, sadece 4 ay içinde açıklayıp basitleştirecek bir formül üretti.
ÇALIŞMASINI okuduğu lisedeki öğretmenlere gösteren genç dahi, bulduğu formülün işe yarayacağına kimsenin inanmadığını söyledi. Muhammed, bunun üzerine İsveç’in Uppsala Üniversitesi’ndeki profesörlerle temasa geçti. Çalışmasının tamamen doğru olduğu ortaya çıkan Muhammed’e üniversitede yer teklif edildi, ancak genç, okuluna odaklanmak ve yazın özel matematik ile fizik dersleri almak için bu teklifi geri çevirdi.
Bernoulli polinomları ve Bernoulli sayıları, Uygulamalı Matematiğin bir çok alanında , özelliklede sayısal çözümleme, fark denklemleri ve toplamların asimtotik analizinde kullanılmaktadır. Bernoulli polinomları ve Bernoulli sayılarının aynı zamanda İstatistik Biliminde de bir çok önemli ve yararlı uygulamaları vardır.
6 basamaklı sayılarlar işlem yapabilen 1.sınıf öğrencileri

33 yıllık eğitimci geliştirdiği müthiş projeyle henüz ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine, 6 basamaklı sayılarla işlem yaptırıp, geometri çözdürebiliyor.
Sakarya’da görev yapan öğretmen Mehmet Ali Çınar’ın geliştirdiği proje sayesinde 1. sınıf öğrencileri 6 basamaklı sayılarla matematikte temel işlemleri yapabiliyor.
Pamukova ilçesinde bulunan Pamukova 75. Yıl İlköğretim Okulu’nun birinci sınıf öğrencilerinin matematik bilgisi şaşırtıyor. 33 yıllık öğretmen Mehmet Ali Çınar’ın geliştirdiği projesi sayesinde öğrenciler, 6 basamaklı sayıları topluyor, bölüyor, çarpıyor, geometriden anlıyor.
Çınar, “Taraklı’da görev yaptım. 13 yıl idareciliğim oldu. Pamukova’ya bu sene geldim. Birinci sınıfları aldım. Okumada ve matematikte yeni bir proje ürettim. Bu sayede matematik çocukların korkulu rüyası olmaktan çıkmıştır. Öyle ki akşam ev için matematik ödevi vermeden beni ve okulu bırakmıyorlar. Geldikleri seviye müfredatın çok üzerinde. Ama en önemlisi burada hiçbir şey zorlamadan, zorlanmadan yapılıyor. Aileler de memnun. Çocuklar matematiği çok seviyor. 5 yıldır hep 1. sınıf okuttum. Diğer arkadaşlarım bu fazla değil mi diye soruyorlar. Ağır olan şey izafi bir kavram. Eğer çocuk kaldıramıyorsa, taşıyamıyorsa ağırdır. Ancak elinde götürüyorsa çok hafiftir. Şu anda matematik bu çocuklar için çok hafiftir. Geleceğin mimarları ve mühendisleri hepsi bu sınıfta diyorum” dedi.
Geliştirdiği proje hakkında da bilgi veren Çınar, “İlkokula gelen bir çocuk parmak saymayla başlar. 3 elma var 2′si gitti, kaç kaldı. Benim yaptığım projede şu var; 1 ile 9 arasındaki sayıları güzel yazmasını öğretiyoruz. Sonra bu rakamlar arasında birli ikili toplamaları, çıkarmaları öğretiyoruz. Öyle ki şu an ben bile yetişemiyorum. Çocukların beyinleri sünger gibi. 1-3 sınıf arası almayacakları bir şey yok. Bu benim A planım. B planım ise, 4′ten sonraki dönemleri kapsıyor. Bunları Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve Milli Eğitim Bakanlığı’na göndermiştik. Bakanlık 2004′te projeme cevap verdi. Ancak projem şimdiye kadar incelenip ele alınmadı, inşallah bundan sonra ele alınır. Bu sayede yeni nesilde matematikte çağa ayak uydurur. Öğrenciler çarpım cetvellerini ezbere biliyor. Bütün işlemleri kendileri yapıyor, dikdörtgen ve üçgen açılar dahil her şeye cevap veriyorlar. Bilgi veriyorlar. Müfredatta 100′e kadar sayıları tanıyacaksınız deniyor. Ancak benim öğrencilerim trilyonlar, katrilyonlarla oyunlar gibi oynuyorlar. Üniversite sınavlarında 4. derece integral kullanılıyor. Ancak Mimar Sinan eserlerini yaparken 11. derece integral kullanıyordu” diye konuştu.
Çınar’ın öğrencileri ise, matematik dersini çok sevdiklerini dile getirerek, “Matematik dersinde çok iyiyiz. Diğer arkadaşlarımız hiçbir şey yapamıyorlar” dediler.
İHA
Yeni sınav sisteminde katsayı uygulaması nasıl olacak.
ÖSS’nin 2010 yılından itibaren değişeceğini hatırlatan Yarımağan, katsayı uygulamasında ise üç seçeneğin bulunduğunu belirtti. Yarımağan, “Olduğu gibi kalabilir, eşitlenebilir ya da birbirine yaklaştırılabilir.” diye konuştu. Lise son sınıflarda başvuruda önemli bir düşüş görüldüğünü belirten Yarımağan, bunun nedenini Milli Eğitim Bakanlığı’na soracaklarını söyledi.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda eğitimcilere yeni sınav sistemi hakkında bilgi aktardı. 2010 yılından itibaren ÖSS isminin kalkacağını ifade eden Yarımağan, “Bu isimden artık bıktık. Olumlu olumsuz çok şey söylendi. Artık iki aşamalı bir sınav yapılacak. İlk aşaması Yüksek Öğretime Giriş (YGS) olacak. İkinci aşama ise Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) adını alacak.” dedi.
Yeni aşamalar hakkında bilgi veren Yarımağan, ilk aşamaya tüm adayların gireceğini söyledi. Bu aşama sonrasında başarılı olamayanlarla meslek yüksek okullarına ve açıköğretim fakültelerine ve belirli lisans programlarına yerleşenlerin ikinci aşamaya giremeyeceğini belirten Yarımağan, “İkinci aşama yabancı dil sınavıyla birlikte beş sınavdan oluşacak. LYS 1: Matematik Sınavı (Matematik, Geometri), LYS 2: Fen Bilimleri Sınavı (Fizik, Kimya, Biyoloji), LYS 3: Edebiyat-Coğrafya Sınavı (Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1), LYS 4: Sosyal Bilimler Sınavı (Tarih, Coğrafya 2, Psikoloji, Sosyoloji, Matematik) ve LYS 5: Yabancı Dil Sınavı (Almanca, Fransızca, İngilizce). Adaylara hangi sınava girmek istedikleri sorulacak.” şeklinde konuştu.
Sınavların Nisan ve Haziran aylarında yapılması planlandığını anlatan Yarımağan, “YGS, Nisan ayının ilk yarısında, LYS ise Haziran ayının ikinci yarısında iki hafta sonunda gerçekleştirilmesi planlanıyor.” dedi. Yeni sistemde puan türlerinin de artırılacağını ifade eden Yarımağan, “Şu an üç puan türü var. 10-15 kaç olacağı belli değil. TM puan türü TM1, TM2 gibi bu şekilde diğer puan türleri de artırılacak. Şu an sayı net değil.” diye konuştu.
Yarımağan yeni sistemin amaçlarını şöyle sıraladı: “Ders düzeyinde başarıyı ölçmek, bir sınavda adaya 10-15 ders yerine bir kaç dersten soru sormak, puan türlerini artırmak, her adaya sadece cevaplayacağı testleri vermek, her dersin başarısını eşit sürede ölçmek.” Açık uçlu soruların da sorulmasını amaçladıklarını belirten Yarımağan, açık uçlu soruların 2010 yılında sorulmayacağını ifade etti.
Katsayılar hakkında üç seçeneğin masada olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yarımağan, “İlk seçenek olduğu gibi kalabilir. İkinci seçenek eşitlenebilir, üçüncü seçenek de birbirine yaklaştırılabilir. Hangisi olur bilemiyorum ama aynı kalma seçeneğini çok zayıf görüyorum. Benim kişisel görüşüm ise birbirine yaklaştırılması. 0,8 ile alan dışından 0,3 katsayısı uygulanıyor. Bunun yerine 0,60 veya 0,65 olmalı diye düşünüyorum. Buna YÖK karar veriyor. Ben bu konuda böyle olması için fikirlerimi ifade edeceğim. Ayrıca orta öğretim başarı puanının eklenip eklenmeyeceği de masada. Ben eklenmesinden yanayım. Ama bir çok üniversiteden görüş istenmiş, çoğu eklenmemesi yönünde görüş bildirmiş.” dedi.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009 ÖSS sınavına girecek aday sayısını da açıkladı. Yarımağan, 1 milyon 451 bin 6 adayın başvuruda bulunduğunu kaydetti. 101 bin adayın sınavsız geçiş için başvurduğunu anlatan Yarımağan 1 milyon 349 bin adayın ise ÖSS için başvurduğunu söyledi. Lise son sınıf öğrencilerinde önemli bir düşüş gözlendiğini anlatan Yarımağan, “567 bin 903 lise son sınıf katılıyor. 2007 yılına göre 164 bin daha az bir sayı. Buna anlam veremiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na soracağız. Okullarda sayı mı az, yoksa başvuru mu az diye. Bununla birlikte 553 bin 511 eski mezun, 215 bin 383 de üniversiteye kayıtlı aday başvurdu.” diye konuştu.
(CİHAN)


