Author Archive

2010 – LYS1 Soruları ve Çözümleri

2010 LYS-1 Matematik Testi Soruları

2010LYS-1 Geometri Testi Soruları

80-(12+3+8) = ?

Bu soruyu ilköğretim 3. sınıf öğrencileri matematik dersinde çözüyor. Ancak üniversiteli olmaya hazırlanan lise son sınıf öğrencisi ya da mezunu 1.5 milyon gençten 600 bini üniversiteye giriş sınavında bu soruyu yanıtlayamıyor.
Geçtiğimiz gün ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’la bu hafta başlayacak Lisans Yerleştirme Sınavları öncesinde röportaj yaptık. 36 yıldır üniversite sınavlarını gerçekleştiren kurumun başındaki kişi olarak kendisini en çok hangi tür soruların yapılamıyor olmasının şaşırttığını sordum. Artık şaşırmadığını ama yüzde 99’unun çok rahat çözebileceği soruları yarım milyonu aşkın gencin çözememesine üzüldüğünü söyledi.
Sonra da bunu örnekle açıkladı:
“Bir iki yıl önce üniversiteye giriş sınavında 80 – (12 + 3 + 8) = ? diye bir soru sorduk. Şimdi bu soruya baktığınızda ne düşünürsünüz? ‘Çocuklar bunu yapar’ dersiniz. Oysa bu soruya 600 bin öğrenci cevap verememiş. Neden cevaplamamışlar, neden yapamıyorlar? İlkokul çocuğu bu soruyu yapıyor. Bunlar lise çocukları ya da mezunları. İşte bu soru gibi yüzde 99’unun kesinlikle çözmesi gereken çok basit sorular var. Ama çözemiyorlar. Biz çok basit, yüzde 100 hepsi cevap verir diye ‘Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?’ gibi soruları sınavlarda sormuyoruz. Ama artık kuşkuluyum. Şimdi bu soruyu sorsak, ‘Yüzde yüz doğru cevap alırız’ diyemiyorum. Herhalde yanlış cevap verenler çıkacaktır diye endişe ediyorum.”
Yarımağan’ı gerçekten de endişeye düşüren bu durum, son yıllarda eğitimde tehlike çanları çalmaya başladığının bir göstergesi olarak algılanmalı. Üniversite sınavında, SBS’de her yıl başarısızlığın artması üstelik de soruların kolay olmasına rağmen, yapılma yüzdesindeki düşüş ve özellikle de bazı devlet okulları arasındaki uçurumlar artık “eğitimde kalitenin” ne durumda olduğunu gösteriyor.
Bugün İstanbul’un göbeğinde köklü devlet liselerinin öğrencileri arasında heceleyerek okuyan öğrenciler karşımıza çıkıyor. Üniversite kapısına bu şekilde getirdiğimiz çocuklarımız bırakın dört işlemi, iki hatta tek işlemli soruları da çözemez durumdalar. Bu durumda biz bu çocukları mı yargılayacağız yoksa onları liseye kadar taşıyan ve ellerine diploma veren eğitim sisteminin ne kadar mükemmel (!) olduğunu mu tartışacağız? Çünkü çocukları yargılamak işin en kolay yanı…

Pervin Kaplan

Abel Matematik Ödülü’nü Tate kazandı

Norveç Kralı V. Harald, 6 milyon kronluk (900 bin dolar) ödülü, başkent Oslo’daki törende yaşlı matematikçiye sundu.

Abel Matematik Ödülü’nü kazanan, 24 martta açıklanmıştı.

“Abel jürisi” Başkanı Kristian Seip, Tate’i, “modern bilgisayarların gelişmesinde önemli rol oynayan sayılar teorisinin önemli mimarı” olarak niteledi; Tate’in, “matematiğin en ayrıntılı ve karmaşık dallarından birini geliştirerek modern matematikte aşikar iz bıraktığını” bildirdi.

Emekli Tate’in Austin-Texas Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde kürsüsü var. Tate, bugün Associated Press ajansına verdiği demeçte, bu önemli güdüleyici ödülün dünyada hükümetlerin temel araştırmalara devlet desteği sağlamasına yarayacağını umduğunu söyledi.

Norveç hükümeti tarafından 2003 yılında verilmeye başlanan Abel matematik ödülü, beş kişilik jüri tarafından seçilen matematik bilimine katkı sağlayan bilimadamlarına veriliyor.

AA

Bu gün dünya pi günü

Her yıl 3. ayın 14 ü dünya ∏ (pi) günü olarak kutlanmaktadır.Google da bu gün için  özel bir logo hazırlayarak

bu çok önemli sabiti unutmamış .

Pi (p) sayısı bir çemberin çevresinin çapına oranını veren Pi’nin sembolü olan ”p”, Yunan alfebesinin 16. harfi olup, o dildeki çevre kelimesinin (periometron) ilk harfidir. M.Ö 1650 yılında, Eski Mısır’da yazılmış Rhind Papirüsü’nde bahsi geçiyor. Pi denilmiyor, ancak çevrenin çapa oranındaki o sabiti biliniyor. P simgesinin şu andaki anlamı ile sürekli kullanılışının tarihi 250 yıl öncesine kadar dayanıyor.

Yeni matematik öğretim yöntemleri

You need to install or upgrade Flash Player to view this content, install or upgrade by clicking here.

Ya matematiği sev ya da üniversiteyi unut!

1999’dan bu yana üniversiteye giriş sistemi birkaç defa değişti. Hepsinde imam hatipler ve diğer meslek liselerinin mağduriyeti dillendirildi. Ancak perde arkasında asıl darbeyi sözel öğrencileri yedi. Tek suçlarıysa matematik becerilerinin yetersizliği.
YÖK ile Danıştay arasındaki katsayı çekişmesi sebebiyle iptali dahi dillendirilen bu yılki üniversite giriş sınavı süreci geçen hafta başladı. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) isimli iki aşamalı maratonun ilk etap başvuru tarihleri 18 Ocak ila 12 Şubat arasında. Aday formları ortaöğretim kurumları ile ÖSYM merkezlerinden temin edilecek. İmtihan 11 Nisan’da. YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 diye kodlanan alt sıralama türlerinin birinden 180 ve üzeri puan alanlar LYS’ye girme hakkı kazanacak. Müracaatları 5 Mayıs’ta başlayıp 14’ünde bitecek bu imtihansa beş ana başlıkta toplanıyor: Matematik, Yabancı Dil, Sosyal Bilimler, Edebiyat-Coğrafya ve Fen Bilimleri. Fikir sahiplerine göre yeni sistem, 1999 sonrası katsayı temelli mağduriyetleri asgariye indiriyor. Peki, durum hakikaten böyle mi? Ancak sadece bu soru nihai cevaba ulaşmada yeterli değil. 28 Şubatçılar katsayı maşasıyla sadece imam hatipleri ve diğer meslek liselerini mi cezalandırdı? Sayısal, eşit ağırlık ve sözel alanları arasındaki bölüm değişiklikleri ne gibi sıkıntılara yol açtı? Bu gibi sualler de üretilmeli…
(daha fazla…)

Matematik dehası 14 yaşında Cambridge de okuyacak

14 yaşındaki matematik dehası, Birleşik Krallık’ın saygın üniversitesi Cambridge’e kabul edildi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, Arran Fernandez’in dünyanın en zor elde edilen diplomalarından birine hazırlanmak üzere, Ekim ayından itibaren kuruma kabul edildiği belirtildi.

Çocuğun gelecekteki hocalarından biri olan Profesör David Cardwell, fizikten de matematikten aldığı ”A” notunu alması koşuluyla Arran’ın Ekim 2010′dan itibaren üniversiteye geleceğini, kendisini geliştirmesine yardım edileceğini, bunun yanı sıra da akademik yaşantısının zengin ve üretken olmasını sağlamak için ortam yaratılacağını kaydetti.

Çocuğun babası da, oğlu Arran’ın 1773′de 14 yaşında üniversiteye kabul edilen William Pitt’den sonra en genç üniversiteli olacağını ifade etti. William Pitt, 1783-1801 ve 1804-1806′da olmak üzere iki kez Birleşik Krallık’ta başbakan olarak görev yapmıştı.

İngiltere’nin güneydoğusundaki Surrey’de yaşayan Arran, eğitimini evinde sürdürüyor. Arran’ın gelecekte alacağı diplomayı daha önce Isaac Newton ve Stephen Hawking gibi dünyaca tanınmış dahiler almıştı.

1995 doğumlu Arran, 2003 yılında, ortaokulu dışarıdan bitirme sınavında ileri matematikte üstün bir başarı göstermiş ve o zaman yaptığı bir açıklamada ”matematiği çok sevdiğini, matematikçi, ağır vasıta sürücüsü ya da uzay kaşifi olmak istediğini” söylemişti. Ancak Arran, şimdilerde matematikçi olmayı istiyor ve Riemann’ın hipoteziyle ilgilenmek istiyor.

YGS ye girse kaç net yapar acaba :) Test sisteminden uzak bir eğitim inşallah bir gün bizdede olur

Pi sayısının 2.7 trilyonuncu hanesini hesaplandı

Bir bilgisayar uzmanı, bir önceki rekoru 123 milyar geliştirerek Pi sayısının 2.7 trilyonuncu hanesini hesapladığını iddia etti

Fabrice Bellard, bir ev tipi masaüstü bilgisayarı kullandığını ve sayının hesaplanması ile sağlamasının yapılmasının 131 gün sürdüğünü açıkladı. Pi sayısının bu son versiyonu bilgisayar belleğinde 1 terabyte yer kaplıyor. Bir önceki rekor olan 2.6 milyar hane normal bilgisayardan 2 bin kat daha hızlı süper bilgisayarlar kullanılarak 29 saatte elde edilmişti. Ancak Bellard’a göre kendi yöntemi 20 kat daha etkili. Pi sayısı bilgisayarların kusursuzluğunu test etmek için bir araç olarak kullanılıyor.

Origami ve Matematik

Matematikte başarının anahtarı nedir ?

talyan Corriere della Sera gazetesinde yayımlanan habere göre, Venezuela’daki Ande ve İspanya’daki Granada Üniversitelerinde görev yapan bilim adamları, matematik bölümünün son sınıfında öğrenim gören bir grup öğrencinin, yönelttikleri problemleri çözme sürecini gözlemledi.

Öğrencilerin problemleri çözme yöntemini ve süresini karşılaştıran bilim adamları, problemi şekillere döken ve sesli düşünenlerin, diğerlerinden daha başarılı olduğunu saptadı. Problemleri şekillerle ifade etmenin matematiksel kavramaya ve çözüme yönelik daha esnek bir düşünce tarzının geliştirilmesine yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, yüksek sesle düşünmenin de konsantre olmada önemli rol oynadığını söyledi.

İnsanların kendilerini dinleyerek düşünmelerinin olası hatalarının farkına varmalarına da yardımcı olduğunu belirten bilim adamları, öğrencilere matematik ödevlerini şema ve grafikler kullanarak ve sesli düşünerek yapmaları tavsiyesinde bulundu.